Pikap Alırken Nelere Dikkat Etmeli? Hangi Pikabı Almalı?

Hangi Pikabı Almalısınız? Bütçenize Göre 4 Seviyeli Rehber
Hangi pikabı almalısınız? Bu sorunun herkes için geçerli tek bir cevabı yok. Doğru pikap; bütçenize, ne sıklıkla plak dinleyeceğinize, ses beklentinize, cihazı kullanacağınız alana ve sisteminizi ileride geliştirip geliştirmeyeceğinize göre değişiyor. Plak dinleme alışkanlığınızın kalıcı olup olmayacağından emin değilseniz başlangıçta yüksek bir bütçe ayırmanıza gerek yok. Ama koleksiyonunuzu büyütmeyi ve uzun yıllar kullanabileceğiniz bir sistem kurmayı düşünüyorsanız, sırf uygun fiyatlı diye kısa sürede yetersiz kalacak bir cihaz almak da size yeniden masraf çıkarabilir.
Bu yazıda pikapları dört seviyede ele alıyoruz: dönem çanta pikaplar, dönem kompakt sistemler, başlangıç seviyesi deck pikaplar ve ileri seviye deck sistemler. Ama önce önemli bir uyarıyla başlayalım.

Yeni Nesil Çanta Pikapları Neden Önermiyoruz?
Bugün birçok mağazada, internet sitesinde, hatta zincir marketlerde bile retro görünümlü, ahşap kaplamalı, Bluetooth’lu ve USB’li yeni nesil çanta pikaplar görebiliyorsunuz. Dışarıdan bakıldığında birbirinden oldukça farklı cihazlarmış gibi duruyorlar.
Ama açıkça söylemek gerekirse: fiyatı ne olursa olsun, özellikle kırmızı renkli universal iğne kullanan bu cihazların büyük bölümünü önermiyoruz. Dış kasaları, marka isimleri ve özellik listeleri değişse de içlerinde kullanılan temel mekanizma çoğu zaman aynı ya da birbirine çok yakın — 2 bin liraya satılan bir cihazla, 20 bin liraya satılan başka bir cihaz arasında plak okuma mekanizması, tabla, kol sistemi, motor ve iğne açısından fiyat farkıyla orantılı bir kalite farkı bulunmuyor. Aradaki fark daha çok dış kasadan, kaplama malzemesinden, tasarımdan ya da Bluetooth ve USB gibi ek özelliklerden geliyor. Oysa pikabın asıl işi bunlar değil.
Bir pikapta iğnenin plağın oluklarını doğru bir baskıyla takip etmesi, tablanın kararlı bir hızda dönmesi, kolun dengeli çalışması ve titreşimin kontrol altında tutulması gerekiyor. Yeni nesil düşük nitelikli çanta pikapların büyük bölümünde bu ayarların çoğu yok: kol ağırlığı ayarlanamıyor, anti-skating bulunmuyor, tabla oldukça hafif, kullanılan universal seramik kartuş ve iğne sistemi kaba bir yapıya sahip. Bazı modellerde iğne baskısı 5 gramın üzerine çıkabiliyor ve kol geometrisi yüzünden bu baskı plağın farklı noktalarında stabil kalmıyor — özellikle uzun parçalarda, plağın iç kısımlarına yaklaştıkça atlama veya takılma sorunlarıyla karşılaşıldığını kullanıcılardan sık duyuyoruz. Bazı modellerde hoparlör doğrudan pikabın gövdesinin içinde olduğu için, hoparlörden gelen titreşim gövde üzerinden tekrar iğneye ulaşabiliyor. Sonuç: sınırlı ses performansı ve plakların gereğinden fazla aşınma riski.
Bütçeniz yalnızca bu cihazlara yetiyorsa, 20 bin liralık bir modeli almak yerine aynı temel mekanizmayı kullanan daha uygun fiyatlı bir seçeneği tercih etmek daha akıllıca — bu segmentte fiyat yükseldikçe mekanik kalite aynı oranda yükselmiyor çünkü.
Bu cihazların hediye olarak gelmesi de sık karşılaştığımız bir durum. Böyle bir pikap elinize geçtiyse hemen kaldırmanıza gerek yok; elinizdeki birkaç plakla başlayıp alışkanlığınızın kalıcı olup olmadığını görebilirsiniz. Ama koleksiyonunuz 10-15 plağa ulaştıysa veya artık düzenli dinleyeceğinize karar verdiyseniz mümkün olan en kısa sürede daha sağlıklı bir sisteme geçmenizi öneririz. Çünkü bu noktadan sonra mesele yalnızca daha iyi ses almak değil; büyüyen plak arşivinizi daha kontrollü ve sağlıklı bir mekanizmayla dinlemek de önem kazanıyor.
Bir Pikabı Değerlendirirken Sorulacak Sorular
Bir pikabın kalitesini yalnızca dış görünüşü, Bluetooth bağlantısı, dahili hoparlörü veya marka adı belirlemez. Pikap, motorun, tablanın, kolun, kartuşun, iğnenin ve mekanik aksamın birlikte çalıştığı hassas bir ses cihazıdır. Yeni bir sisteme geçmeden önce şu soruların cevabını öğrenmeye çalışın:
- 33 ve 45 devirleri kararlı biçimde çalışıyor mu?
- İğnesi sağlam mı ve kullanılan kartuşla uyumlu mu?
- Yedek iğnesi kolay bulunabiliyor mu?
- Kol ağırlığı ayarlanabiliyor mu?
- Tabla dönerken yalpalama yapıyor mu?
- Cihazın bakımı yapılmış mı?
- Sağ ve sol kanaldan düzgün ses geliyor mu?
- Harici amfi veya hoparlör gerekiyor mu?
- Sistem ileride geliştirilebilir mi yoksa olduğu hâliyle kullanılması gereken kapalı bir sistem mi?
Bu soruları netleştirdikten sonra artık seviyelere geçebiliriz.

Seviye 1: Dönem Çanta Pikaplar
Plak dünyasına yeni adım atıyorsanız, başlangıçta yüksek bir bütçe ayırmak istemiyorsanız ve bu alışkanlığın kalıcı olup olmayacağından henüz emin değilseniz, ilk öneri dönem çanta pikaplar.
Burada az önceki yeni nesil çanta pikaplarla geçmişte üretilmiş dönem cihazları birbirinden ayırmak gerekiyor — aynı görünseler de aynı mantıkla üretilmiş cihazlar değiller. Yeni nesil çanta pikapların önemli bir bölümü, plak satışlarının yeniden yükseldiği dönemde ortaya çıkan talebe düşük maliyetle cevap vermek için üretiliyor. Dönem çanta pikaplar ise kendi yıllarında dekoratif bir aksesuar değil, gerçek birer ses cihazı olarak tasarlanmıştı. Philips, Telefunken, Saba, Teppaz, Grundig, Pioneer gibi markaların pop-art tasarımlı modellerinde ya da Dual’in P serisinde daha sağlam mekanizmalara, daha dengeli bir ses karakterine ve doğru bakımla uzun yıllar kullanılabilecek parçalara rastlanabiliyor.
Kimler için uygun? Harici bir amfi ve büyük bir hoparlör sistemiyle uğraşmak istemeyen, taşınabilir ve pratik bir cihaz arayanlar için dönem çanta pikaplar oldukça kullanışlı.
İyi bir yanları daha var: sisteminizi ileride geliştirseniz bile tamamen işlevsiz hâle gelmiyorlar. Plak arşiviniz büyüdükçe elinizde yalnızca tertemiz plaklar olmayacak — çizikli, yıpranmış ya da kondisyonu düşük plaklar da arşive girecek. İyi bir hi-fi sistem kurduğunuzda ise daha hassas kartuşlar kullanmaya başlayacaksınız; bu sistemler kaydın içindeki ayrıntıları daha iyi gösterirken plağın kusurlarını da aynı açıklıkla duyurabiliyor. İşte dönem çanta pikaplar burada ikinci bir kullanım alanı buluyor: bazı eski lambalı modellerin daha yumuşak, daha az detaycı ses karakteri, düşük kondisyonlu plaklardaki çıtırtı ve yüzey kusurlarını biraz geri planda bırakabiliyor.
Yanlış anlaşılmasın: dönem çanta pikap daha kaliteli ses veriyor demiyoruz, teknik olarak iyi kurulmuş bir deck sistem elbette çok daha başarılı. Söylediğimiz şu — düşük kondisyonlu bir plak, kusurları biraz daha örttüğü için bazı dönem çanta pikaplarda kulağa daha rahat gelebiliyor. Bu yüzden ileride çok daha gelişmiş bir deck sistem kursanız bile dönem çanta pikabınızı elden çıkarmanız gerekmiyor: temiz ve değerli plaklarınızı ana sisteminizde, çizikli olanları ise burada dinleyebilirsiniz. Taşınabilir olması da ayrı bir avantaj — başka bir odada, iş yerinde ya da ikinci bir dinleme alanında yardımcı sistem olarak kullanmaya devam edebilirsiniz.
Sınırlarını da bilmek gerekiyor: uzun süre oturup ayrıntılı müzik dinleyeceğiniz ana hi-fi sisteminizin alternatifi değil bu cihazlar. Ses sahnesi ve detay seviyesi sınırlı, hoparlörler yüksek ses beklentinizi karşılamayabilir, bas ve tiz frekanslar iyi kurulmuş bir deck sistem kadar dengeli olmuyor, kartuş ve hoparlör gibi bileşenleri geliştirme seçenekleri de çoğu modelde kısıtlı.
Kısacası: dönem çanta pikap profesyonel bir deck sistemin alternatifi değil. Ama doğru cihazı, bakımlı bir örneğini bulursanız, plak dünyasına girmek için ekonomik ve pratik bir başlangıç olabilir.

Seviye 2: Dönem Kompakt Sistemler
Kompakt sistemleri, dönem çanta pikaplarla bağımsız deck sistemler arasındaki bir geçiş noktası gibi düşünebilirsiniz. Pikap, amfi, radyo ve bazı modellerde kasetçalar aynı gövde içinde bir araya getirilmiş durumda; dönem çanta pikaplardan en önemli farkları ise genellikle iki ayrı hoparlörle, yani stereo çalışmalarıdır.
Dönem çanta pikaplarda hoparlör yapısı modele göre değişir — bazılarında tek hoparlör gövdenin içinde, bazılarında bağımsız tek bir hoparlör bulunur. Kompakt sistemlerde ise sağ ve sol iki ayrı harici hoparlör kullanılması ses sahnesini belirgin biçimde genişletiyor. Bir diğer fark da birçok modelde pikap kolunun ağırlığının ayarlanabilir olması — yani plağın oluklarını daha doğru takip edebilen, biraz daha kontrollü bir mekanizmadan söz ediyoruz artık. Grundig, Philips, Dual, Telefunken ve Saba gibi markaların farklı dönemlerde ürettiği birçok cihaz bu kategoride değerlendirilebilir.
Kimler için uygun? Dönem çanta pikabın sunduğu seviyenin biraz üzerine çıkmak, evde iki hoparlörle daha geniş bir ses elde etmek isteyen ama pikabı, amfiyi ve diğer bileşenleri tek tek araştırıp eşleştirmek istemeyenler için. Kompakt sistemlerin en büyük avantajı da tam olarak bu: temel bileşenlerin tamamı üretici tarafından birbiriyle uyumlu biçimde aynı cihazda bir araya getirilmiş. Çoğu modelde ayrıca bir amfi veya phono preamfi almanız gerekmiyor — uygun hoparlörleri bağladığınızda sisteminiz büyük ölçüde hazır.
Bakımlı ve doğru çalışan bir dönem kompakt sistem, dönem çanta pikaba kıyasla ses açısından ciddi bir adım yukarı çıkmanızı sağlayabilir: daha geniş bir stereo alan, daha yüksek ses seviyeleri, daha kontrollü bas ve tizler. Hoparlörler pikabın gövdesinden ayrı olduğu için titreşimin gövdeye ulaşması da azalır. Evde daha uzun süre plak dinlemek isteyen ama henüz bağımsız bileşenlerden oluşan bir hi-fi sistem kurmaya hazır olmayanlar için kompakt sistemler güzel bir ara seviye.
Bir dezavantajı var: her şey aynı gövdenin içinde. Bu kullanım açısından kolaylık sağlasa da sistemi geliştirmek istediğinizde önünüze bir sınır koyuyor — içerideki pikabı beğenmeseniz de çıkarıp başka bir deck pikap takamıyor, dahili amfiyi de kolayca değiştiremiyorsunuz. Sistem bir bütün olarak tasarlanmış ve büyük ölçüde bir bütün kalmak zorunda.
Yedek parça da önemli bir konu — bahsettiğimiz cihazların önemli bir bölümü 40, 50, hatta 60 yaşına yaklaşmış durumda; bazı modellerin özel iğnelerini, kayışlarını veya mekanik parçalarını bugün bulmak zor olabiliyor. Bu yüzden satıcının “pikabı çalışıyor” demesi yeterli değil; mümkünse cihazın bütün fonksiyonlarını tek tek test edin.
Test ederken şunlara bakın:
- 33 ve 45 devirleri ayrı ayrı deneyin
- Tabla dönüşünde belirgin bir yalpalama var mı kontrol edin
- Devir hızında dalgalanma olup olmadığını dinleyin
- Otomatik kol mekanizması varsa, kol doğru noktaya inip plak bitince düzgünce geri dönüyor mu bakın
- Sağ ve sol hoparlör kanallarından eşit ses geldiğini doğrulayın
- Balance, bass ve treble potansiyometrelerini çevirirken cızırtı, ses kesilmesi veya kanal kaybı olup olmadığını dinleyin
- Radyo ve kasetçalar varsa onları da ayrıca test edin
Kompakt sistemlerde bir parçanın çalışıyor olması, cihazın tamamının sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Tamir edilebilir ve yedek parçası bulunabilir bir model almaya çalışın; çok nadir veya mekanik yapısı karmaşık bir cihaz ilk bakışta cazip gelebilir ama küçük bir arızada parçasını bulamadığınız için kullanamaz hâle gelebilir hatta satın alma fiyatından daha yüksek bir onarım masrafıyla karşılaşabilirsiniz. Yalnızca marka veya görüntüye bakarak karar vermeyin — cihazın kondisyonuna, mekanik durumuna, daha önce bakım görüp görmediğine ve bulunduğunuz yerde tamirinin ne kadar mümkün olduğuna bakın.
Kısacası: dönem çanta pikabın pratikliğini seviyor ama biraz daha geniş bir ses sahnesi, daha fazla güç ve daha kontrollü bir mekanizma istiyorsanız, dönem kompakt sistemler ikinci seviyede iyi bir tercih.

Seviye 3: Başlangıç Seviyesi Deck Pikaplar
Plak koleksiyonunuz büyüdüyse daha doğru ve ayrıntılı bir ses istiyorsanız ve plak dinlemek geçici bir meraktan çıkıp ciddi bir hobiye dönüşüyorsa başlangıç seviyesi bir deck pikaba geçmek daha doğru olur. Bu seviyeden itibaren artık hazır bir cihaz almaktan çıkıp kendi ses sisteminizi kurmaya başlıyorsunuz.
Deck pikap, üzerinde hoparlör bulunmayan ve ses sisteminin bağımsız bir bileşeni olarak kullanılan pikaptır. Yani satın aldığınız anda tek başına müzik dinlemeye başlayamayabilirsiniz — pikabın çıkış yapısına ve kuracağınız sisteme göre phono preamfiye, amfiye ve hoparlöre de ihtiyacınız olur.
Sistemin nasıl kurulacağı seçtiğiniz pikaba göre değişir. Dahili phono preamfisi olan bir model tercih ederseniz pikabı doğrudan aktif hoparlöre ya da bir amfinin AUX, CD veya Line gibi standart girişlerinden birine bağlayabilirsiniz. Dahili phono preamfi yoksa iki seçeneğiniz kalıyor: üzerinde Phono girişi bulunan bir amfi kullanmak ya da pikapla amfi veya aktif hoparlör arasına harici bir phono preamfi eklemek.
İlk bakışta karmaşık gelebilir ama deck sistemlerin en büyük avantajı da tam olarak burada başlıyor: artık parçaları tek tek seçebiliyorsunuz. Bugün pikabınızı alır, bir süre sonra hoparlörünüzü değiştirir, daha sonra amfinizi geliştirir, ileride kartuşunuzu veya phono preamfinizi yükseltirsiniz — sisteminiz sizinle birlikte gelişebiliyor.
Başlangıç seviyesi deck pikapları özellikle plak dinlemeye devam edeceğinden emin olan, koleksiyonunu büyütmek isteyen ve ilerleyen yıllarda sistemini geliştirmeyi planlayanlara öneriyoruz. Ama bu seviyeden itibaren artık yalnızca pikabın kalitesi değil, sistemin tamamı önemli hâle geliyor: çok iyi bir pikabı yetersiz bir hoparlörle ya da başarılı hoparlörleri yanlış eşleşmiş bir amfiyle kullanırsanız istediğiniz sonucu alamazsınız. Pikap, kartuş, phono katı, amfi ve hoparlörü birbirinden bağımsız düşünmemek gerekiyor.
Başlangıç seviyesinde bir deck pikap alırken nelere bakmalı?
İlk soru: dahili phono preamfisi var mı? Varsa, bunun kapatılabilir olması tercih edilir — bugün pikabın kendi preamfisini kullanabilir, yarın daha iyi bir harici preamfiye ya da gelişmiş bir amfiye geçtiğinizde onu devre dışı bırakabilirsiniz. Böylece pikabı değiştirmeden sistemin diğer parçalarını geliştirmeye devam edersiniz.
İkinci konu: belt drive mı (kayışlı), direct drive mı (doğrudan tahrikli)? Kayışlı pikaplarda motor tablayı bir kayış aracılığıyla döndürür; doğru tasarlanmış bir sistemde bu yapı, motor titreşiminin tablaya ve iğneye ulaşmasını azaltmaya yardımcı olur. Direct drive sistemlerde tabla doğrudan motor tarafından çevrilir; avantajı genellikle daha yüksek tork, hızlı başlangıç ve iyi devir kararlılığıdır. Sık yapılan bir hataya düşmeyelim: kayışlı her zaman direct drive’dan iyidir ya da tersi diyemeyiz. Her iki sistemin de çok başarılı ve çok kötü örnekleri var; asıl belirleyici olan cihazın üretim kalitesi, motor yapısı, titreşim izolasyonu ve genel mühendisliği. Kişisel tercihimiz bu seviyede genellikle kayışlı sistemlerden yana ama evde dinlemek için her iki sistemde de başarılı modeller bulunabilir.
Ek maliyetleri de hesaba katın: mağazada gördüğünüz fiyat, kuracağınız sistemin toplam maliyeti olmayabilir. Dahili preamfisi olmayan bir pikap için harici phono preamfi, pasif hoparlör için ayrıca bir amfi gerekebilir. Sistemi ekonomik kurmak istiyorsanız dahili preamfisi olan bir deck pikap işi kolaylaştırır. Ama ileride geliştirmeyi düşünüyorsanız, yine söyleyelim: dahili preamfinin kapatılabilir olması büyük avantaj.
Başlangıç seviyesi bir deck ile ileri seviye sistemler arasındaki fark yalnızca fiyat değil — farkı yaratan kullanılan malzemeler, kol ve motor hassasiyeti, titreşim izolasyonu ve detay ayarların sayısı. Başlangıçta önceliğiniz sağlam, doğru çalışan ve temel ayarları düzgün bir cihaz bulmak olmalı; gereğinden fazla özellik için para harcamanıza gerek yok. İkinci el veya dönem bir deck tercih ediyorsanız, bakımı yapılmış, devirleri düzgün ve kol mekanizması sağlıklı ekonomik bir model başlangıç için fazlasıyla yeterli. Çünkü amaç henüz kusursuz bir hi-fi sistemi değil, geliştirilebilir ve sizi bir sonraki seviyeye taşıyabilecek sağlam bir temel kurmak.

Seviye 4: İleri Seviye Deck Sistemler
Plak dinlemeyi kalıcı bir alışkanlık hâline getirdiyseniz, arşiviniz büyüdüyse ve sisteminizden daha fazla ayrıntı almaya başladıysanız, ileri seviye deck sistemler dünyasına girebilirsiniz.
Bu seviyede önemli bir değişiklik oluyor: artık pikabı tek başına değerlendirmiyoruz. Pikap, kartuş, phono preamfi, amfi, hoparlörler, bağlantılar, cihazın üzerinde durduğu yüzey hatta odanın akustik yapısı — hepsi sistemin bir parçası. Bu seviyeden sonra aldığınız sonucu tek başına pikap değil, sistemin tamamı belirliyor.
Bu sistemler geniş bir plak arşivine sahip olan, dikkatli dinleme yapan, ses sahnesine ve kayıttaki küçük ayrıntılara önem veren, kartuşunu değiştirip bileşenlerini zaman içinde geliştirmek isteyen kullanıcılar için. “Profesyonel” ifadesini yalnızca DJ pikabı olarak düşünmeyin — ev kullanımına yönelik üst seviye hi-fi pikaplar da bu kategoride.
İleri seviye bir deck pikapta ne değişiyor? Öncelikle mekanik hassasiyet artıyor: daha hassas kol rulmanları, daha dengeli ve genellikle daha ağır tablalar, gelişmiş titreşim izolasyonu, ayarlanabilir kol yüksekliği, daha ayrıntılı kartuş hizalama imkânları, daha düşük rezonans, daha hassas hız kontrolü ve bazı sistemlerde harici güç kaynakları devreye giriyor.
Ama bu yalnızca pikap tarafı. İleri seviyede aynı hassasiyet sistemin geri kalanında da devam ediyor: amfinin gücü, giriş-çıkış yapısı, phono katının özellikleri, hoparlörlerle amfinin uyumu — hepsi önemli hâle geliyor. Hoparlör tarafında ise sürücü yapısından kabin tasarımına, crossover sisteminden odadaki konumlandırmaya kadar bambaşka bir dünyaya giriyorsunuz: iki yollu mu üç yollu mu, hoparlörün karakteri nasıl, amfinin ton kontrolleri neye izin veriyor… Konu gerçekten sonu kolay gelmeyen bir alana dönüşüyor — kartuş hizalamasından hoparlör eşleşmesine kadar her birini ileride tek tek ele alabiliriz.
İleri seviye sistemlerde cihazın doğru kurulması, cihazların kalitesi kadar önemli. Kartuş hizası, iğne baskısı (tracking force), anti-skating ayarı, kol yüksekliği ve pikabın tam terazide olması doğru ayarlanmalı. Çok pahalı parçaları bir araya getirmek otomatik olarak iyi bir sistem kurduğunuz anlamına gelmiyor — esas mesele uyum: kartuşun kolla, kartuşun çıkış yapısının phono preamfiyle, amfinin hoparlörlerle uyumlu olması ve sistemin odada doğru konumlandırılması gerekiyor. Bazen birbirine doğru eşleşmiş mütevazı bileşenler, yanlış eşleştirilmiş çok pahalı bir sistemden daha başarılı sonuç verebiliyor.
Plak kondisyonu da giderek daha önemli hâle geliyor. Sisteminiz geliştikçe yalnızca müziğin ayrıntılarını değil, plağın kusurlarını da daha fazla duymaya başlıyorsunuz — hassas bir kartuş temiz bir plakta kayıttaki küçük detayları ve ses sahnesini başarıyla aktarırken, aynı kartuş çizikli bir plağın yüzey seslerini de daha belirgin hâle getirebiliyor. Yazının başında dönem çanta pikaplar için söylediğimiz şey burada tekrar karşımıza çıkıyor: ileri seviyede çok başarılı bir sistem kursanız bile, düşük kondisyonlu plaklar için daha toleranslı ikinci bir pikabı — hatta eski çanta pikabınızı — kullanmaya devam edebilirsiniz. Temiz ve değerli plaklarınızı ana sisteminizde, çizikli olanları ikinci sisteminizde dinleyebilirsiniz.
İyi kurulmuş bir sistemin gerçek gücü temiz plaklarda ortaya çıkıyor: kayıttaki ayrıntıları, enstrümanların ayrılışını, vokalin sahnedeki konumunu çok daha belirgin duyabiliyorsunuz. Ama bunun karşılığını alabilmek için sistem kadar plakların da temiz ve bakımlı olması gerekiyor — sisteminiz hassaslaştıkça arşivinizin kondisyonu da önem kazanıyor.
Bir başka konu: manuel mi, yarı otomatik mi, tam otomatik mi? Bu yalnızca ileri seviyede değil, genel olarak deck pikap seçerken dikkat edilmesi gereken bir özellik. Manuel pikaplarda kolu plağın üzerine siz yerleştirir, plak bitince yine siz kaldırırsınız. Yarı otomatik sistemlerde plak sona erdiğinde kol kalkabilir veya tabla durabilir; tam otomatik sistemlerde ise bir düğmeye bastığınızda kol plağın başına gelir, çalar ve bitince yerine döner — bazı modeller plak boyutuna göre başlangıç noktasını da kendisi belirler.
İleri seviye hi-fi pikapların önemli bir bölümü manuel çalışır — mekanik sistemi sade tutmak ve otomatik mekanizmanın getirdiği ek hareketli parçaları sistemden çıkarmak için. Ama buradan “manuel kalitelidir, otomatik kalitesizdir” sonucu çıkmaz; çok başarılı otomatik pikaplar olduğu gibi vasat manuel pikaplar da var. Seçim tamamen kullanım alışkanlığıyla ilgili: plağı koyup başında oturuyor, kolu kendiniz kaldırmaktan rahatsız olmuyorsanız manuel size uygun olabilir ama müzik dinlerken başka işlerle uğraşıyor ve kolu kaldırmayı unutabileceğinizi düşünüyorsanız, otomatik durdurma özelliğine sahip yarı otomatik bir cihaz daha kullanışlı olur. İleri seviyede bile mesele en fazla özelliğe sahip cihazı almak değil, kendi alışkanlığınıza ve sisteminizin geri kalanına en uygun olanı seçmek.
Hangi Seviye Size Uygun?
Toparlayalım:
- Plak dinlemeye yeni başlıyor, büyük bir bütçe ayırmak istemiyor ve alışkanlığın kalıcı olup olmayacağından emin değilseniz — bakımı yapılmış, doğru çalışan bir dönem çanta pikap size yeter.
- Biraz daha güçlü, iki hoparlörle stereo ses istiyor ama pikap ve amfiyi ayrı ayrı seçmek istemiyorsanız — dönem kompakt sistemleri değerlendirin.
- Koleksiyonunuzu büyütmek, daha ayrıntılı ses almak ve sisteminizi zamanla geliştirmek istiyorsanız — başlangıç seviyesi deck pikaplara yönelin (pikabın yanında amfi, hoparlör ve gerekirse phono preamfi maliyetlerini de hesaba katarak).
- Plak dinlemek uzun vadeli bir hobiye dönüştüyse, arşiviniz büyüdüyse ve sistemin her parçasıyla ayrı ayrı ilgilenmek istiyorsanız — ileri seviye deck sistemler sizin alanınız. Burada artık cihazların tek tek fiyatından çok, bütün sistemin birbiriyle uyumu önem kazanıyor.
Herkes için tek bir “en iyi pikap” yok. Doğru pikap; bütçenize, arşivinize, dinleme alışkanlığınıza ve bu hobiyi ne kadar ileri taşımak istediğinize göre değişiyor. Herkesin profesyonel bir sistemle başlaması gerekmiyor — ama koleksiyonunu büyüteceğinden emin olan birinin de sırf ucuz diye kısa sürede yetersiz kalacak bir cihaz alması pek mantıklı değil. Bazen başlangıçta biraz daha doğru bir tercih yapmak, birkaç ay sonra ikinci kez pikap almaktan çok daha ekonomik oluyor.
O yüzden pikap seçerken yalnızca dış görünüşe, Bluetooth veya USB’ye, hatta yalnızca marka adına bakmayın. İğnesine, kartuşuna, kol mekanizmasına bakın; ağırlık ayarı olup olmadığını, motor ve tabla yapısını inceleyin. İkinci el veya dönem bir cihaz alıyorsanız bakım durumunu, yedek parça ve iğne bulunabilirliğini araştırın. Ve özellikle deck sistemlerde pikabı tek başına değil, kuracağınız sistemin diğer bileşenleriyle birlikte düşünün.
Çünkü mesele yalnızca plağın dönmesi değil. Doğru pikap plağı doğru okutmalı, arşivinizi korumalı, kuracağınız sistemin potansiyelini kullanabilmeli — ve en önemlisi, sizi müzik dinlemekten uzaklaştırmak yerine daha fazla dinlemeye teşvik etmeli.
Sonuçta bu işin merkezinde pikap yok, kartuş yok, amfi yok. Merkezinde müzik var. Bütün bu cihazlar, sevdiğimiz kayıtları mümkün olduğunca iyi dinleyebilmek için kullandığımız araçlar. O yüzden en pahalı sistemi değil, sizin için doğru sistemi kurmaya çalışın.
Bütçenize, koleksiyonunuza ve dinleme alışkanlıklarınıza hangi pikabın uygun olduğunu birlikte değerlendirmek isterseniz 3345 Records’a bekleriz. Bu dört seviyeden hangisinde olduğunuzu ya da bir sonraki adımda hangisine geçmeyi düşündüğünüzü yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Kartuşlardan phono preamfilere, amfilerden hoparlörlere ve pikap ayarlarına kadar burada kısaca değindiğimiz konuları ilerleyen yazılarda tek tek ele alacağız.
